Ailemle Anlaşamıyorum!

Sanırım ülkemizde bir çok insanın kurduğu bir cümledir bu: Ailemle anlaşamıyorum. Bu yazıda ailemle anlaşamıyorum diyerek, bu konuda neler yapabileceğini merak eden takipçilerim için bir kaç şey yazmak istiyorum.

Yaşamda dengesini kurmamız gereken iki farklı güç var. Birincisi bireysellik, ikincisi birliktelik. Hepimiz bir başımıza doğar ve yine tek başımıza ölürüz. Yaşamda yolumuzu bulabilmek için kararlar alır ve hangi yoldan yürüyeceğimize karar veririz. 

Bizi Diğerlerinde Ayıran Şey: Kişilik

Kişilik veya şahsiyet kavramı seni diğerlerinden ayıran bir kavramdır. Kendi kişiliğini oluşturabilmek adına diğerlerinden ayrılmak ve kendi kimliğini inşa etmek zorundasın. Diğer yandan insan ancak başka insanlarla bir arada iken tam anlamıyla insan olabilmekte ve sosyalleşebilmektedir. Bu nedenle senin kimliğini oluşturan en önemli parçalar içinde bulunduğun çevre ve toplumla birlikte oluşmaktadır. Yani hepimiz içinden çıktığımız ve yetiştiğimiz ortamın, çevrenin bir anlamda ürünü sayılırız. Buradan anlayacağın üzere biz hem çevre ile etkileşimi olan, bu etkileşime ihtiyaç duyan; hem de kendimiz olabilmemiz için bizi diğerlerinden ayıran yanlara sahip olan canlılarız. Bu iki güç yani yakınlarımızla dayanışma ve birey olma gücünü dengede tutabildiğimiz oranda sağlıklı bir yapıya kavuşabiliriz.

Nasıl Ailemden Bağımsız Bir Yaşam Kurabilirim?

Çevrene baktığında kimi insanların aile ve içinde yetiştikleri çevreye yüzde yüz bağlı olduğunu, kendi başına bir kimlikleri olmadığını, içinde bulunduğu grup nasıl düşünürse onun da öyle düşündüğünü görürsün. Bir de bunun tam tersi olan insanlar var. Aşırı bireyselci olanlar. Aile, toplum ve benzeri hiçbir sosyal faktöre ait kuralları umursamayan, tamamen isyankâr. Aslında bunun tam anlamıyla bireyselleşme olmadığını videonun sonunda anlamış olacaksın.

Bu iki grup aslında bana göre aşırılığı ifade ediyor. Çünkü biz ne diğerlerine tamamen bağımlı ne de diğerlerinden tamamen bağımsız bir şekilde ayakta durabiliriz. Kendi hedeflerimizi çizebilmemiz, yolumuzu bulabilmemiz, sorumluluk alabilmemiz, potansiyelimizi gerçekleştirebilmemiz için birey olmalıyız. Ancak yürüyeceğimiz yolda sorunla karşılaştığımızda destek bulabileceğimiz veya kaybolduğumuzda bize nerede ve kim olduğumuzu birlikte olduğumuz insanların hatırlatabilmesi için de sosyalleşmemiz gerekiyor.

Bu anlamda ailemle anlaşamıyorum diyorsan, bir yetişkin olarak sağlıklı ilişkiler geliştirebilmen için ailenden güç almalı, onlarla birlikte olmalı ama onlardan bağımsız bir yanını da geliştirmelisin. Tamamen ailesinin dediği kişi olan insanların, hayata daha dar pencereden baktıkları, hedeflerinin daha kısıtlı olduğu ve çoğu zaman yaşamdan gereğince tat alamadıkları açıkça görülmektedir. Tabi ki böyle bir bireyin kurduğu romantik ilişkiler de bu tablodan etkilenmektedir. Kendilerine ait hayatları olmayan bireylerin anne-babalarının tüm ilişkiye müdahil olduğu durumlarla sık karşılaşılmaktadır. Bu durum sonunda çatışmaları da beraberinde getirmektedir.

Ailesine Bağımlı Kişilerin Kişilik Özellikleri

Aileden sağlıklı bir şekilde ayrılmaya benliğin farklılaşması deniyor. Benliği farklılaşmış insanlar çevreleri ile olan etkileşimlerinde otantik ve spontan olabiliyorlar. Krizlerle mücadele edebilme anlamında daha dayanıklı bir yapı sergileyebiliyorlar. Benliği farklılaşmamış kişiler ise daha kırılgan bir yapıda oluyorlar. Genellikle iki tür davranış sergilediklerini görüyoruz benliği farklılaşmamış kişilerin: Birincisi boyun eğme, ikincisi ise karşı koyma. Ortada bir seçenekleri olmuyor. Stresli bir durumla karşılaştıklarında kendi başlarına karşı koyma gücünü sergileyemiyorlar. Çevrelerinden, özellikle de aile çevresinden sürekli bir destek ve yönlendirme arayışı içerisinde olabiliyorlar.    

Peki ilişkinde sen veya eşin veya evlilik öncesi dönemde iseniz sevgilin, ailesinden ayrı değilmiş gibi davranıyorsa ilişkinizin geleceği nasıl olabilir? Öncelikle şunu söyleyeyim, az önce tarif ettiğim farklılaşmayı ne kadar istese de birçok insan sağlayamıyor. Kendini bağımsız bir bireymiş gibi hisseden çok kişinin de aslında benliğini ayrıştıramadığını söylemek mümkün. Hatırlayın, ne demiştim, benliği farklılaşmamış kişiler boyun eğici olabildikleri gibi, her şeye itiraz eden, isyankâr bir tavır da sergileyebiliyorlar. Çevrende, ailemin veya toplumun bu konuda ne düşündüğü çok da önemli değil diyen insanlar görüyorsun. Ne kadar bağımsız ne kadar güçlü bir duruşları var gibi gelebilir ilk başta. Aslında onların da kendi aileleri ile çözülmemiş çatışmaları olduğunu söyleyebilirim. 

Bu nedenle birçok insanın benliğini farklılaştıramamış olmasına rağmen ilişkisini devam ettirdiği de bir gerçek. İç içe geçmiş, birbirine bağımlı milyonlarca ilişki bir şekilde devam ediyor. Yani eğer ailenle duygusal olarak ayrılamamış olsan bile ilişkin yine devam edecektir. Burada önemli olan soru şu? Bir şekilde devam etse bile bu ilişki sana ve eşine doyum sağlar mı, huzur getirir mi? Büyük ihtimalle kendi ailelerinizle olan çatışmalarınız nedeniyle huzursuzluklar yaşayacaksınız. 

Ha şu da var tabi, eşinle birlikte kendinize ait bir yaşam oluşturmaya başladığınızda da huzursuzluklar yaşayacaksınız. Çünkü karşı duruşlar ve eleştirilerle karşılaşacaksınız. Ancak benliğinizi farklılaştırıp kimliğinizi inşa ettiğinizde ne kadar huzursuzluk yaşarsanız yaşayın, sonunda elde ettiğiniz kazanım size mutlu hissettirecektir. Çünkü sen ve eşin bu hayatta var olduğunuzu hissetmiş olacaksınız. Yalnız benliğini ailenden farklılaştırmaya çalışırken şu hataya sakın düşme, farklılaşma onlarla arana fiziksel mesafeler koyman, iletişimi kesmen, onlar ne derse tam tersini yapman değildir. Tabi ki onları tecrübesi ve hayata bakış açılarından yararlanmalısın. Ama onlardan aldığın tavsiyeleri de değerlendirecek ve kararı verecek olan sensin.

Sonuç

Evet yaşayacağın ilişki modeline sen karar vereceksin. Ailenle birlikte ama bağımsız tabi tüm sorumluluğun senin üzerinde olduğu; ya da sadece ailenle birlikte ve onlara bağımlı. Bu aslında tercih meselesi bir yerde, evlilik çağında olan çinlilere ait olduğu söylenen bir söz var; bir bisikletin arkasında gülmektense, limuzinin arkasında ağlamayı yeğlerim. Sen hangisini tercih edersin? Ya da üçüncü bir yol olduğunu da düşünür müsün? Sağlıcakla kal.

Yorum yapın